Aralık 31, 2010

Yalan.

"Yeni yıl ; yeni umutlar,yeni hayaller ! 
Güle güle 2010, Hoşgeldin 2011 ! "

Yalan bunların hepsi. Söyleyin bana hanginiz bi önceki seneden daha güzel geçirdiniz bu yılı ? Eğer "beeeen! " diyebiliyorsanız siz hayatın şans bağışladığı nadir insanlardan birisiniz. Aynı Koç Ünv. ya da Bilkent Ünv.den burs kazanmış gibi yani.Valla benim hayatım her geçen yıl daha da bok oluyor.2010 a ne umutlarla girmiştim. Her şey güzel olacaktı. Her şey yoluna girecekti. Eskisi kadar üzülmeyecektim. Artık hayatımda güneş açacaktı falan. Ne oldu ? Karabasan çöktü hayatıma daha ne olacak ! Aylarca depresif depresif dolaştım hüngür hüngür ağladım. Kim için,ne için? Değer miydi _? Elbette ki hayır! (sevgilim için ya da platoniğim için ağlamadım merak etmeyin.Hayır ağladım da bu sözüm onlar için değil). Ve şimdi geldik 2010un son gününe. Yeni yıla girerken hayatımdaki bütün sorunları çözmüş gibi duruyorum.Bi ygs-lys zıkkımı var o da birkaç ay sonra son bulacak inş. Umarım bu sene ki kadar kötü bir yıl yaşamam.Enzimlerin çalışabildiği sıcaklık değerlerinin grafiği gibi oldu len.Max seviyede kötü bir yıl geçirdim. Bu yıl düşüşe geçsin. Kötülük enzimleri çalışamaz hale gelsin. Çok şey mi istiyorum? Bu yıldan sağlık,huzur ve iyi bir üniversite istiyorum sadece. Valla bu kadar. Aşk maşk,para falan istemiyorum. Mangoda indirim olsun bershka kafayı yiyip sudan ucuz fiyata kıyafet satsın diye ütopik şeyler istemiyorum.

Noel baba da yok zaten ! Küçüklükten beri leylekleriydi,noel babasıydı,öcüydü falan derken bizi amma keklemişler hee. Bak şimdi bu da koydu bana. Yalan yalan,valla yalan. Her şey koca bir yalan. Ne demiş Candan Abla "Yalan başkası yalan, Dünyada ölümden başkası yalan !" .

Ölüm demişken... Okulumuzdaki fizik hocamız vefat etti. Trafik kazası.. Sever miydim ? -Hayır. Çok muhabbetli miydik ? -Hayır. Ama çok üzüldüm. Bildiğin 2 gündür aklımın bi köşesinde Hasan Hoca var. Evet iyi bir öğretmen değildi,kaybettik diye herşeyini övemem ama iyi bir adammış düşünününce.. Allah rahmet eylesin,diyecek birşey yok...

Aralık 25, 2010

sanmak ile olmak arasındaki uçurumdan hep nefret ettim!


‎"- sanmak ile olmak arasındaki uçurumdan hep nefret ettim!

sanmak, içinde umutlar, düşler ve heyecanlar vaat eden çok boyutlu bir kavramken, olmak gerçeğin sert, kalın, köşeli ve katı üç boyutunu taşır yalnızca... ne mutludur o, oluşların içine sanışları da katmayı başaran insanlara... "



Gerçeklerle yüzleşmekten kaçarız çoğumuz.ama ne kadar kaçarsak kaçalım en sonunda çıkmaz sokağa girer ve gerçeklerle yüzleşiriz.
yüzünde yara olan biri aynaya bakmaktan korkar,o da yüzleşemez kendisiyle.benimki de o hesap işte. ayna bakmamak için ne kadar dirensem de en sonunda o aynayı yüzüme tuttular. şimdi apaçık gerçekler önümde.olduğunu sandığım şeylerin artık var olduğunu biliyorum.en kötüsü de benim tahminimden çok daha fazlası olması. ama en çok koyan çok iyi anlamama rağmen yardımcı olamamak.. bazı şeylerin nedeni olmak ! belki başka bi zamanda başka şartlarda... yine olmazdı sanırım. yine ben seni çok severdim. ama yine sen beni, benim seni sevdiğimden daha çok severdin,biliyorum. 



"onu ilk kez gördüğümde yaşantımda çok önemli bir yer tutacağını sezmiştim.

bu tıpkı,bir filmin daha ilk karesinden bütününü kavramak,sonunu tahmin etmek gibi bir duyguydu.
onu ilk gördüğümde bundan böyle artık benim için çok önemli olacağını sezmiş ve ürkmüştüm.
o andan başlayarak yaşantım değişecek,artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.
bunu nasıl güçlü hissettiğimi ve sarsıldığımı iyi hatırlıyorum.fakat elimden gelen hiçbir şey yoktu."


özür dilesem boş biliyorum,çünkü özrü yok bunun.olacak olan şey nereye gitsek ne yaparsak yapalım olurdu. buradan anlatmak zor. anlatmak istediklerimi karşılayacak kelimede yok zaten. kötü biriyim bu anlamda kabul. ama her ne yapıyorsam en az senin bana verdiğin değer kadar sana değer verdiğimden...
Özür dilerim..

* alıntılar "kumral ada mavi tuna" adlı kitaba aittir.

Aralık 15, 2010

~


Alışma bana, ne yapacağım belli olmaz..
Bugün varım yarın birden yok olurum..
Dokunma bana,kapanmamış ...yaralarla doluyum..
Canımı acıtma, bir yarada sen açma..
Sevme beni yoğun duygularımda kaybolursun tutuşursun..
İsteme beni, yasaklarla boğuşursun, engellerle doluyum..
Çözmeye çalışma sakın, seninle karışır iyice kördüğüm olurum..
Anlama beni, ben kendimi bilirim,ben böyle mutluyum..
Aşkı yaşatmamı isteme asla, ben aşka yıllardır inanmıyorum.. Güveniyorsan kendine, inandır aşkın varlığına..
Sonucunda öyle bir aşk yaşatırım ki..!
Vazgeçemezsin tutkun olurum..
Yıkabilirsen duvarlarımı, sakın bırakma beni..
Tüm tutkularım ve gücümün arkasında..
Hala minik bir çocuğum..
Büyütemezsen kaybolurum...

Rabindranath Tagore

Aralık 12, 2010

Şaka gibi II

Cuma günü Sevgilim geldi onla buluştuk.Herşey iyi güzel.Ben alıştığımı hissediyorum.Herşeyin çok daha güzel oalcağına dair hayaller kuruyorum. Birden "o" giriyor devreye. O'ndan konuşuyoruz. Düşünsene sevgilinle eskiden aşkından geberdiğin adamı konuşuyorsun? O gün o adamın senin en yakın arkadaşına yazdığını öğrenip ufak bi cinnet geçiriyorsun ama sevgilinin yanındasın ya,elin kolun bağlı... Neyse sevgilinleyken unutuyorsun bu olayı. Eve giderken birden aklına geliyor. Üstelik minibüsün radyosunda Şebo'dan "sil baştan" çalarken.. Üstelik zamanında bu şarkıyı O'nun için dinlemişliğin varken... Bi gözlerin doluyor. Sonra toparlanıyorsun. Ardından kalbindeki o hissi yok ediyorsun.Eve gidiyorsun en yakın arkdaşına durumu anlatıyorsun.. Belki gerçekten öyle olduğu için belki de öyle düşündüğü için sana O'nun canını yakmak için böyle yaptığını söylüyor... İnanmak istiyorsun... Sonra birden kendini O'nun seni aldığı bi topluda buluyorsun öfkene yenilip gereksiz yere çıkışıyorsun. O bu duruma çok bozulup küsüyor, face.e de bu konuyla ilgili öfkesini yazıyor. Sonra dayanamayıp yazıyorsun chatten o kadar öfkelisin ki bütün çılgınlıkları yapabilirsin...Mesela ona olan aşkını itiraf etmek gibi.. "Sen beni sevmiyorsun" demesi bardağı taşıran son damla oluyor.. Tam söyleyecekken frenleniyorsun arkadaşın tarafından. Bi şekilde barışıyorsun hatta yıllık yazmasını bile istiyorsun senin için..
Ertesi gün hiç birşey yokmuş gibi konuşuyorsunuz o sana Sevgilini soruyor.Anlatıyorsun..  Arada tehlikeli cümleler dolaşıyor tabi.Bi ertesi günse senden ona kız bulmasını istiyor.

                                   Ona kız bulmamı istedi.!  

Sence şaka gibi değil de nedir bu anlattıklarım ?
Aa bu arada O'nun sana telefon numarasını vermesini de atlamamak lazım...
Kalbindeki o saçma duyguyu da !
Sevgiliyle, "o" arasındaki kıyas ya da karar değil bu.
Kararım zaten belli.
Bu doğruyla yanlışın savaşı...


"Onu ilk gördüğümde yaşantımda çok önemli bir yer tutacağını ben anlamıştım, ama henüz o, bunu bilmiyordu.  Anlamasın diye elindeki taşa sakladım gözlerimi. Bunu hissetmiş olmalı ki, o taşı bana armağan etti ve aslında gözlerimi bana geri verdi."

Aralık 07, 2010

Anıl

O beni bırakıp giden sıra arkadaşı,
o benim bütün triplerimi ve şımarıklarımı çeken sabırlı insan,
sevmediği şey olunca arkasını dönüp giden kendi tabiriyle allah yolundaki ateist,
o muhteşem ingilizcesiyle beni ezmekten çok zevk alan,
yanağımı sıkarak şirin olduğumu her seferinde vurgulayan,
çoğu zaman çok bencil (kendisi kabul etmez ama öyledir ),
"Söylemeyaaajeaam" derken o pis bakışlarını üzerime salan,
her sorunum olduğunda yanımda bulduğum,
en çok tartıştığım ama aynı zamanda en çok değer verdiğim,
sosyal-anti sosyal çatışmasını yaşadığım,
ruhsuz diye tabir edilen ama aslında çokk duygusal olan güzel insan;

Seni seviyorum, İyi ki varsın.. (:

Aralık 06, 2010

Şaka gibi.

Dün giremedim.Haliyle de yazamadım.Şimdi düşününce aslı çok fazla da deşifre etmek istemediğime karar verdim.. Ama şu ki eskiden sevdiğin insandan "yenge" lafını duymak tarif edilemez derecede s*kik birşey.3 yıl kör kütük aşık ol "sevgilim" demesini hayal et sonra kalksın o sana yenge desin. Yetmezmiş gibi bi de çok uyumlu olmuşsunuz desin. Şaka gibi diyorum da kimse inanmıyordu. Şu son 7 aydır yaşadıklarım şaka değil de ne biri açıklayabilir mi bana ?

- Senin arkadaşın,benim sevgilim.

Aralık 05, 2010

O Yaz

Dün gece çok şey yaşadım çoook..
Şaka gibi bi hayatım olduğunu düşünüyorum artık.
Var mıdır acaba ilk en büyük aşkı ve şuan ki sevgilisiyle saatlerce okey oynayan başka bir insan ?

Dipnot: Sevgiliyle en büyük aşk lise arkadaşları.
Uzun uzun herşeyi anlatıcam.Ama şimdi dersaneye gitmem gerekiyor.Akşam dün olanları anlatmak üzere geri döniciiim. Bekleyin beni.

Bugün ki şarkımız da bu olsun;
For Bengisuu.


"O YAZ"

Nasıl da geçmişti bütün bir yaz
Başımda kavak yelleri esen o yaş 
Sense hanımeli kadar beyaz 
Çalmıştınız kalbimi biterken o yaz 



Nasılda koşuşurduk bahçelerde 
Şarkı söylerdik mehtaplı gecelerde 
Sen bana ben sana komşu evlerde 
Kök sarmaşıklar gibi sarıldık o yaz 



Elime değerdi safça elin 
Benimse arardı seni gözlerim 
Öpüşürken korkusu birşeylerin 
Aşkımıza ilk hüznü getirdi biraz 



Çocuk kalbimize dolan gamla 
Oturup ağlamıştık sessiz çardakta 
Çaresiz erken inen akşamla 
Veda edip ayrıldık biterken o yaz

Aralık 01, 2010

Yüreğe söz geçmiyor

Uzanıp geçmişe tozlu sayfaları çevirdim.
İçine aşk yazılmış sözlerin üstünü çizdim.
Dokunur her sarı sayfa o benim olmadı asla,
Anlamadan yazılmış bir roman oldu sevda..
O benim olmadı olmasın,
Unuturum adımı bile anmasa,
Önemi yok o beni sormadı sormasın
Yolumu bulmadı kimse karışmasın.
Dönüşü yok !



# Ee şimdi ne olacaaaak ? #
# Yine kafam karışık pfff #
# Hayır kalbim çarpmasa sorun yok ama... #
# Bin kere dedim o lanet olası kalbime ; #
# Çarpma hak etmeyen için. #
# Ama nerde... ! #

# Yüreğe söz geçmiyor ! #

Kasım 29, 2010

Layla'dan Aşk Mimi.


 Layla nam-ı değer sevgili mekteup arkadaşım Nazlı beni mimleyebileceği en güzel mimde mimlemiş. Şu an için çok fazla ilgi görmeyen bi blog sahibi olsam da yine de Nazlıcığımın beni diğer blogerlara tanıtmaya çalışması gerçekten beni çok mutlu ediyor. Teşekkürler Bebeeek sarıl:
    Aslında blogtaki amacım beni yüzlerce kişinin izlemesi değil, duygularımı rahatça paylaşabilmek... Ona söyleyemediklerimi sizle paylaşma isteği..
    Eğer hala l a y l a s m i l e 'ı takip etmiyorsanız çok şey kaçırıyorsunuz derim ben. Hem resimleri,hem fotoğrafları,hem de güzel hayallerinin yansıması sizi bloğa acayip derecede bağlıyor :))
    Ben de size laylasmile'den başka iki blog ismi daha vermek istiyorum;
    Bloğuna ve yazı dizisine bayıldığım pek bi içten olan Voodoo ve bugün keşfettiğim tüm samimiyetiyle post oluşturduğuna inandığım Alchemist. Ben onların bloğunda çok keyifli vakitler geçiriyorum. Bence sizde bi TIK yapmalısınız ;) Umarım beğenirsiniz (:
"

Ve sırada asıl konumuz olan mimimiz var ;" Size göre aşk nedir ? Bir ilişkiden neler beklersiniz ? "

Privacy parfümünün slogonanını hatırlayanınız vardır sanırım ; 
"Aşk Bile bile Tutsaklıktır". Kesinlikle katılıyorum. Ama aşkı birkaç kelimeyle tanımlayamıyorum. O kadar sonsuz bi kavram ki.. Aşkın Acı Hali şiiri aşkı en iyi tanımlayan şiirdir bana göre,duygularıma birebir tercüman olur dersem yalan olmaz.
3 sene öncesine kadar aşk hakkında en ufak bir fikrim yokken 2007 ekimde Aşk'ın kucağına düştüm.. Pervane * misali yanacağımı bile bile ateşe yürüdüm. Tüm mantığımdan sıyrılıp o'nda kayboldum. Ama boşa kürek çektiğimi anladım nihayet.Artık kabullendim ; biliyorum olmayacağını. Ve bu kabullenişten sonra bir ilişkiye başladım. Bir ilişkide olması gereken ne varsa var ilişkimde ; saygı,sevgi,anlayış,hoşgörü,masumiyet...
Sadece bir şey eksik... Onun olması içinde elimden geleni yapıyorum. Aşık olmak için çabalıyorum. Ama o kadar canım yanmış ki aşka dair tüm kırıntılarımı bile söküp atmışım ruhumdan. Kısacası aşk anlatılmaz yaşanır,ilişkilerden beklenenle gerçekleşenler de asla paralel gitmezler. Ama siz siz olun asla benim kadar çok aşık olmayın !


AŞK, MASUMİYETTİR


"Bırakın bu ayakları.. Kaçınız, çırılçıplak bedenler karşısında yalnızca gözlere baktınız. Sorsalar, güya hepiniz aşıktınız .."






AŞK, SADECE O'NLA YAŞANIR


Birinin elini tutmakla, birinin elini, sıkı sıkı tutmak arasında çok fark var!

Ya tutarsın ya da tutmazsın ya da, tutmuş gibi yaparsın işte.
Ben yapmam!
Bunu zaten bilirsin.
Kimin elini tutacağını yani.
Deneyerek bulmazsın.
Sadece bilirsin.
Bilmek!
Açıklaması yok.
Ve ben elini sıkı sıkı tutmayacağımı bildiğim hiç kimseyle İstiklal caddesine gitmeyeceğim!
Heyecanla ve özene bezene olmadıktan sonra kimseye yemek yapmayacağım!
Repliklerin bir anlamı yoksa, kimseyle film seyretmeyeceğim.





AŞK, ONA DOYAMAMAK, O OLMASA DA HER ANINI ONLA GEÇİRMEKTİR

"Onu biraz sevmek diye birşey olamazmış gibi...Kesinlikle bağımlılık yapıyor.Onu bir örtü gibi üzerime çeksem ve vücudumu onla sarsam bile,hala ona daha yakın olmak isteyecekmişim gibi geliyor..."

  




* Yanacağını bile bile yine de ateşe giden, döne döne, seve seve ölümle hasbıhal eden.

Kasım 27, 2010

ANNABEL LEE


ANNABEL LEE


Seneler,seneler evveldi;
Bir deniz ülkesinde
Yaşayan bir kız vardı,bileceksiniz
İsmi Annabel Lee;
Hiçbir şey düşünmezdi sevilmekten
Sevmekten başka beni.

O çocuk ben çocuk,memleketimiz
O deniz ülkesiydi,
Sevdalı değil karasevdalıydık
Ben ve Annabel Lee;
Göklerde uçan melekler bile kıskanırdı bizi.

Bir gün işte bu yüzden göze geldi,
O deniz ülkesinde,
Üşüdü rüzgarından bir bulutun
Güzelim Annabel Lee;
Götürdüler el üstünde
Koyup gittiler beni,
Mezarı ordadır şimdi,
O deniz ülkesinde.

Biz daha bahtiyardık meleklerden
Onlar kıskandı bizi,
Evet!_bu yüzden
(şahidimdir herkes ve o deniz ülkesi)
Bir gece bulutun rüzgarından
Üşüdü gitti Annabel Lee.

Sevdadan yana,kim olursa olsun,
Yaşça başca ileri
Geçemezlerdi bizi;
Ne yedi kat gökteki melekler,
Ne deniz dibi cinleri,
Hiçbiri ayıramaz beni senden
Güzelim Annabel Lee.

Ay gelip ışır hayalin eşirir
Güzelim Annabel Lee;
Bu yıldızlar gözlerin gibi parlar
Güzelim Annabel Lee;
Orda gecelerim,uzanır beklerim

Sevgilim,sevgilim,hayatım,gelinim
O azgın sahildeki,
Yattığın yerde seni.


                        Edgar Allan POE

   

"Hotel California"

Eagles'in dinlemekmekten çok zevk aldığım şarkısıdır Hotel California ...
Yavaş yavaş insanı derinliklerine alır şarkı..
Sözlerindeki gizemi çözmek için çok uğraşmıştım ama bi türlü çözememiştim.
Bugün facebookta dolaşırken bi edebiyat sayfasında Hotel California'nın hikayesini buldum.
Buyrunuz şarkının hikayesine... ;

1969 yazında hikayenin kahramanı olan adam uzun bi seyahate çıkar… Ve yolu California dan geçerken dinlenmek için Hotel California yı bulur… Ufak sevimli bir oteldir.. Sıcak bi havası vardır… Bir odaya yerleştirirler…
Oteldeki ikinci gününde odasının hemen yanındaki odada kalan kızla tanışır. Arkadaş olurlar…Birlikte gezmeğe başlarlar.. Çok fazla zaman geçmeden birbirlerine aşık olurlar…Ve tatili hotel California da birlikte geçirmeye karar verirler……
Çok severler birbirlerini… Bütün bir yaz hep beraberdirler…Otelin sıcak insanları , sevimliliği sadeliği onları çok etkilemiştir… Unutamayacakları bir yaz yaşarlar ,  ….
Yazın bitiminde bir karar vermek zorundalardır ayrılık için…. Ve şöyle derler :
“Eğer 1 sene sonra birbirimizi unutmaz ve yine bu kadar çok sevecek olursak, gelecek yazın ilk gününde (tanıştıkları günü kastederek) Otel California da buluşacağız” diye sözleşirler… 
O zamana kadar birbirlerini hiç aramayacaklardır. ( bu aşk bir yaz aşkımı yoksa gerçek bi aşkmı anlamak için yaparlar bunu)
(eagles hikayenin buraya kadar olanını yaşadıkları günleri otelin güzelliğini kasabanın sadeliğini anlatır şarkısında genel olarak…)
Tam 1 sene geçmiştir… Adam sözleştikleri gibi 1 sene sonra otelde bluşmak için yola çıkar… Tanıştıkları ilk gündür o gün… Yol uzundur bitmek bilmez adam için… Ve sonunda California ya varır… Otelin oraya gitdiğinde kapkara bi bina bulur..Otel dün yanmıştır…

Sevdiği adamla buluşmak için 1 gün önceden otele gelen kız gece çıkan yangında ölür… Adam otele gelirken sevdiği kızla bir ömür yaşamayı , birlikte olmayı düşünürken , onu bir ömür kaybeder.


Ve..
Grubun üyeleri hikayeyi duyduğunda çok etkilenir ve bunun için bişeyler yazmaya karar verirler...
Böylece "Hotel California" bizlere ulaşır... :)

Kasım 26, 2010

Uykuya Mektup.



    Sevgili uyku^m...
    Son 1,5 aydır zamanlı zamansız her yerde başıma geliyorsun. Tamam seni çok ihmal ettim kabul ediyorum ama böyle de olmuyor ki... Bence konuşup anlaşmanın bir yolunu bulmalıyız ?
    24 saatlik zaman dilimimin sadece 4-4,5 saatini sana ayırıyorum. Haklısın çok az bi zaman dilimi ama sorarım sana,ben böyle olsun ister miydim heeç ?! Hadi cevapla  bana bunu ! Seni bölerek,bahşettiğin rüyaları yarım bırakarak sıcacık yatağımı terk etmek ister miyim... Yoo yoo,hayır. Sen de biliryorsun asla böyle birşey istemediğimi. Ama malum şartlar.. Düştük bi geçim derdine. Neymiş efeniim iyi bi üniversite kazanamazsak evimizin hanımı olurmuşuz.Hayır anlamadığım şey şu evinin hanımı olmak kötü mü kiii. Şahsen lüks bi evin hanımı olacaksam gayet de mantıklı bence :D
   Bugün ansızın bastırdın yine.. Kıramadım seni kaloriferin sıcaklığına kendimi verip sana daldım... O kadar özlemişim ki seni anlatamam. Sımsıkı sarıldım sana,kimse ayıramadım bizi.. Sonra bi arkadaşım bizi ayırmayacaklarını anladı sonra da bırakın "UYUsun" dedi. Ona o an o kadar sevgi besledim ki anlatamam.Dışardan bi sürü ses duyuyordum hatta bana sorulan sorularda vardı lakin ben gözümü senden alamıyorum (açamıyordum da olabilir) . Velhasıl her güzel şey gibi bizim de sonumuz geldi  ve yollarımız ayrıldı... Kısacası;

"Sen dizime yattın, ben bir hikaye anlattım ve sen büyüdün…" 
  
Seni her daim çok seven yol arkadaşın...

Bihaber...

Kasım 25, 2010

***



*

Gidebilirsin ya da beni unutabilirsin
ama ben yokmuşum gibi yaparsan eğer,
hiç olmamışsın gibi davranırım,
Kıvranırsın.


*

Kasım 24, 2010

1-2-3 Mimmm !


 Birici,bitanecik, güzeller güzeli l a y l a beni mimlemişşşşşş :O:O


Seviyorum bu tarz şeyleri,bloggerler arası ilişkiler güçleniyor falan. 
Kural gereği benim şu aşağıdaki soruları cevaplamam ve birilerini mimlemem gerekiyooor. Acaba bihaber kimleri mimleyeceeek ?? 
Pek yakında meleklerseytanadonusurken@blogspot.com 'da ! :))
Ee hadi başlayalım bakalım şu sorularaaa ;

1.En sevdiğiniz kelime: Oşasınnn !

2.En nefret ettiğiniz kelime: Maalesef.

3.Sizi ne heyecanlandırır: Beklemek.

4.Heyecanınızı ne öldürür: Beklediğim şeyin hüsranla sonuçlanması.

5.En sevdiğiniz ses: Yağmur sesiii...

6.Nefret ettiğiniz ses: Tüm hayatı kavga sesleri içinde geçmiş biri olarak tabiki de Kavga Sesleri.

7.Hangi mesleği yapmak istemezsiniz: Mühendislikkkk. Kısacası fizik dersi gerektirmeyen bir meslek.

8.Hangi doğal yeteneğe sahip olmak isterdiniz: Resim yapabilmek için herşeyi yapardım sanırım.

9.Kendiniz olmasaydınız kim olmak isterdiniz:  Başkası olma kendin ol böyle çok daha güzelsin,demiş megastarımız.

10.Nerede yaşamak isterdiniz: Huzur bulabileceğim her yer olabilir,ama deniz kenarı olsun ne oluur.

11.En önemli kusurunuz: Aşırı realist olmam sanırım.

12.Size en Keyif veren kötü huyunuz:  İntikaaaaam !

13.Kahramanınız kim: Kahramanlar yaratmayı bırakalı çok oldu sayın bloggerlar.

14.En çok kullandığınız kötü kelime: Seçemedim bak şimdi.. =/

15.Şuanki Ruh haliniz: "Depresif Polyanna" desem yeridir.

16.Hayat Felsefenizi Hangi Slogan özetler: Hayat sana ekşi limonlar sunarsa sen de tekila ve tuz iste.

17.Mutluluk Rüyanız: Mutluluk (!)

18.Size Göre Mutsuzluğun Tanımı: Tanımlanamaz ki. Anlatılmaz yaşanır mutsusuzluk..

19.Nasıl ölmek isterdiniz: Yapmak istediklerimi yaptıktan sonra buruş buruş bi anneanne olarak hayat arkadaşımın huzur dolu kollarında ölmek fena olmaz..

20.Öldüğün zaman cennete giderseniz Allah’ın size ne söylemesini istersiniz: Uslu bir çocuk oldun şimdi şirinleri görme zamanı !

20 soruyla özetlenemez kimse ama kuralı uymayım bende yapayım dedim.
Olsun eğlendim ama. Valla bak ! 
Believe mee ! (tamam saçmaladım kabul,ama ben saçmalarken çok eğleniyorum )

Neyse ben sıramı savdım şimdii  "miiiiiiiimm" zamanı;
Bkz: Benim mimlediklerim;





Kasım 21, 2010

Tatil Bitti Laaa.

Tatilin bitmesine üzülmüyorum ama sabah erkenden kalkmaya başlayacağım için de kıvranmaya başladım. İnsan son senesini uykusuz geçirir mi yaa ? 05:40 ta kalkıyorum el insaf Nimet Çubukçuu ! Zaten bu sene ne kadar saçma şey varsa bize kitledin. Yıllardır okuduğumuz İstiklal Marşı'yla Andımız nasıl okunamaz artık ya. Belki de bize Türk olduğumuzu hatırlatan bizi silkelemeyi bi nevi de olsa başaran en önemli şeylerdi onlar ! Bak yine sinirlendim. Hayır o değil fazla yorumda yapamıyorum sonra ne konuştuğunu bilmeyen insanlar çok alakasız yerden konuya dalıyor ve birden tartışma çıkıyor. Adam kendi cümlelerini kurmak yerine internetten kopyalıyor sonra da bunun adına tartışma diyor. Ee salak ben internetten gönderdiklerini okuduktan sonra senle tartışmış olmuyorum ki! Bildiğin internetle birbirmizi yiyoruz. ! Neyse nereden nereye geldim. Dönelim konumuza. Bu tatil hayatıma yepyeni şeyler kazandırdı. Mesela gittikçe bayramların ne kadar sanallaştığını bir kez daha anladım. Yepyeni bir aşka yelken açtım. 3 senemi ne kadar "boş" bir insan için harcadığımı fark ettim. Erkek arkadaşım sayesinde programlı ders çalışmaya başladım. Tabi buna en çok annem seviniyor orası ayrı. Bir de dil anlatımla edebiyat notları açıklanmış birinden 91 diğerinden 93 almışım. Lanet olsun çoooooh zekiyim (!)

Ve tabi ki intikam... Hem mutluyum hem de 3 yılın sonunda o intikam duygusunu ilk kez bu kadar hissettim.
Ne kızıyorum ne acıyorum sadece gülüp geçiyorum...
Beatles'dan günün anlam ve önemi için gelsin o zaman..



* And that she will cry 
 when she learns we are two...  cause I couldn't stand the pain and I would be sad if our new love was in vain. *




Kasım 18, 2010

Sweet November =)



* KASIMDA AŞK BAŞKADIR *

Valla öyleymiş.. (:
İlk defa mutluyum diyebiliyorum uzun bir süreden sonra..
Yalnız bizim hikayemiz çok ilginç hee..
Bir ara dinlemek isterseniz anlatırım.
Vaay be nereden nereye....
Annemden de onayı aldı zaten.
Arkadaşlardan çoktan geçmişti.
Bir ben vardım düşünen...
Sonunda doğru kararı verdim.
"O" var ya "O"...
...
...
...
Neyse bende kalsın şimdilik.. ;)

Kasım 17, 2010

98Y

Son sene olmamla birlikte zamanımın büyük bir kısmını kendisini beklerken,kaçırırken,heeh tamam geldi derken,acaba ayakta mı gidicem yoksa oturabilecek miyim diye düşünerek geçirdiğim daha doğrusu harcadığım,anlatılmaz ama yaşanır tipte insanları taşıyan güzideee otobüs hattı 98Y.

Tatilde dersanenin olmamasıyla birlikte seni çok özledim!

 Tabi yol arkadaşım Buğğğket'im olmasa sen bir hiçsin orası da ayrı..

Kasım 16, 2010

Everything



















Lifehouse- Eveything

Find Me Here
Speak To Me
I want to feel you
I need to hear you
You are the light
That's leading me
To the place where I find peace again.
You are the strength that keeps me walking.
You are the hope that keeps me trusting.
You are the light to my soul.
You are my purpose...
you're everything.
How can I stand here with you and not be moved by you?
Would you tell me how could it be any better than this?
You calm the storms and you give me rest.
You hold me in your hands you won't let me fall.
You steal my heart and you take my breath away.
Would you take me in? Take me deeper now?


 ...

Cause you're all I want You're all I need
You're everythingeverything
You're all I want your all I need
You're everything everything.
You're all I want you're all I need.
You're everything everything
You're all I want you're all I need
You're everything everything... 



P.S = O'nun için :)

Bloğumun yeni adı.


www.meleklerseytanadonusurken.blogspot.com

Bundan sonra bloğumun ismi budur arkadaşlar.Yeni blog isminden de anlaşılacağı üzere artık blogumda "saf aşık kız" modundan çıkıyorum. Biraz yaramazlık zamanı şimdi...
Umarım yaratmaya çalıştığım yeni bloğumu seversiniz...

Blog için önerisi ya da eleştirisi olan bloggerlar ;
hiç çekinmeyin,yorumlarınıza daima açığım.

İyi Bayramlar

Bir bayram günü yine... Ama nedense her geçen yıl, coşkusu biraz daha yitiyor.Eskiyi hatırladım da... Bildiğin heyecanlanırmışım. Şimdi bayramın zihnimde uyandırdığı tek şey "tatil". Bayramı sevmediğimden değil bu düşüncem. Aksine bayramları çok severim ama eğer çok sevdikleriniz yanınızda değilse, sanallaşan bayramlarda bayramı yaşamak çok sıkıcı bir durum. Yolda görse halimi hatrımı sormayan adam bayram günü saat 7 de mesaj atmış. Güler misin ağlar mısın.._?

Öte yandan ben bir ÖSS öğrencisiyim (ygs-lys demek çok uzun geliyor hem ben hep kendimi össye hazırlamıştım.o yüzden benim için hep öss olarak kalacak.). Bayram bize uğramıyor, bizim için asıl bayram hazirandan sonra... Şimdiyse formalite icabı kutluyorum bayramı...

Sanallaşan dünyadan hepinizin sanallaşan bayramını kutluyorum sevgili bloggerlar.. (:
Eğer yakınlarınız varsa,mutlaka ziyarete gidin.. :))

Kasım 14, 2010

"Değişim"

Yaklaşık 1 senedir blogta olmama rağmen tam anlamıyla bir blogera yakışır şekilde layıkıyla yapamadım blog işini... Sonra düşündüm taşındım,ben insanlarla birşeyler paylaşmayı seviyorum. Onların paylaşımlarını incelemeyi seviyorum. O zaman dedim neden iyi bir bloger olmuyorum ? Ve bu soruyu değişimle yanıtlamaya karar verdim. Çok yakın bir zamanda adres de dahil tüm bloğumu değiştiryorum.Bilginize.. 
Yepyeni bir "bihaber" ve "bloğuyla" görüşene kadar kendinize iyi bakın.



Kimbilir 'değişim' ; "Belki yarın,belki yarından da yakın!" dır ;)

Ekim 29, 2010

29 Ekim Cumhuriyetimizin 87. Yılı.

Ey Büyük Ata,Varlığımızın en kutsal temeli olan, Türk İstiklâl ve Cumhuriyetinin sonsuz bekçisiyiz. Bu karar, değişmez irademizin ilk ve son anlatımıdır. İstikbâlde, hiçbir kuvvet bizi yolumuzdan döndürmeyecektir. Bizler, bütün hızımızı senden, ulusal tarihimizden ve ruhumuzdaki sönmez inanç ateşinden alıyoruz. Senin kurduğun güçlü temeller üzerinde attığımız her adım sağlam, yaptığımız her atılım bilinçlidir. En kıymetli emanetimiz olan, Türk İstiklâl ve Cumhuriyeti, varlığımızın esası olarak, eğilmez başların, bükülmez kolların, yenilmez Türk evlatlarının elinde sonsuza dek yaşayacak ve nesillerden nesillere devredilecektir. İstiklâl ve Cumhuriyetimize kastedecek düşmanlar, en modern silahlarla donanmış olarak, en kuvvetli ordularla üzerimize saldırsalar dahi, ulusal birliğimizi ve yenilmez Türk gücünün zerresini bile sarsamayacaktır. Çünkü, bu aziz vatanın toprakları üzerinde yetişen azimli ve inançlı Türk gençliği, dökülen temiz kanların ve Cumhuriyet devrimlerimizin aydın ürünleridir. Vatanın ve milletin selameti için her zorluğa iman dolu göğsümüzü germek, gerçek amacımızı olacaktır.

Ey Türk'ün büyük Ata'sı !
İstiklâl ve Cumhuriyetimizi korumak gerektiği zaman, içinde bulunacağımız durumlar ve şartlar ne olursa olsun, kudret ve cesaretimizi damarlarımızdaki asil kandan alarak, bütün engelleri aşıp her güçlüğü yenmek azmindeyiz.


Türk gençliği olarak özgürlüğün, bağımsızlığın, egemenliğin, cumhuriyet ve devrimlerin yılmaz bekçileriyiz. Her zaman, her yerde ve her durumda Atatürk ilkelerinden ayrılmayacağımıza, çağdaş uygarlığa geçmek için bütün zorlukları yeneceğimize, namus ve şeref sözü verir, kendimizi büyük Türk ulusuna adarız.


Türk Gençliği

Ekim 23, 2010

Eski Dost'a.

Arkadaşımın biri (önceden yakın arkadaşım derdim ama artık yakın olmamızı istemediğini hissettirdiğinden sadece arkadaşım diyorum.) kendi bloğunda bana saydırmış da saydırmış.
"Kızın teki bana anıl sen bencil diyilim diyosun ama sen çok bencil birisin dedi. Ona;

Sadece sana senin istediğin gibi davranmıyorum diye beni bencillikle suçlamak çok bencilce diyilmi? ayrıca hiç merak etmedinmi niye sadece sen beni bencil olarak görüyosun diye? hem zaten benim gibi insanlardan nefret eden birinin etrafındaki bunca insanın cefasını çekmesinin tek sebebi dünyaya gelmiş olmam değilmi? kendimden böylesine nefret ederken nasıl kendimi başkalarından önemliymiş gibi düşünebilirim ki? hem bencillik kendini düşünmek değil kendini başkalarından daha önemli görmektir ama senin kafan bunları düşünemiyecek kadar ... meşgul.

diycektim üşendim o zaman demeye. gerçi yazmayada üşendim. gerçi o bu yazıyı okuyamiycak. zihnimin ürünü!"

Ne acı ki paylaştığımız onca şeye rağmen ne olursa olsun değer verdiğim insanları düşünemeyecek kadar meşgul olmadığımı anlayamamış. Ne acı ki bunları sanal alemde söylemiş. Ne acı ki okumayacağımı düşündüğü için oralarda yazmış bunu ...
Soruyorum sana eski dost zihninde yarattıysan beni, benim ne suçum var ? Her konuşmamızda neden öfkeni gittikçe daha fazla kusuyorsun bana ? Kaç defa demeliyim , bir sorun varsa gel konuşalım diye. Ama yokkkk, bizim konuşmalarımız onun "bana ne" lerinden ileri gitmiyo.
Bana hiçbir şey için hiçbir şekilde kızmaya hakkın yok. Değişen ben değilim sensin çünkü. Ben hala ilk gün ki gibiyim. Sen değiştikçe bende senin tutumuna göre tavır takındım sadece,hepsi bu.
Bu arada "3 aylık" arkadaş olayında da sana kızdığım için özür dilerim. Sen kendince haklıymışsın. 3 aylık arkadaş olduğumu çok güzel öğrettin bana,sonsuz teşekkürler.
Bunu okuyacağını biliyorum,ne zaman okursun bilmiyorum ama er ya da geç okuyacaksın. Az önce dostluğumuzu kurtarmak için yapabileceğim son şeyi de yaptım... Bundan sonrası benden çıktı. Zaten senden de aylar öncesinden çıkmış... O zaman "hoşçakal güzel sandığım dostluk" !

Lise dostlukları kalıcı olur derlerdi bi de. Bok kalıcı. Baksana 1 sene bile olmadan ne hala gelmişiz.

Bu arada benim düşünmediğimi iddia etmişsin ama, sen bir kez olsun benim ne demeye çalıştığımı düşündün mü ?

Sözde "evet" diyeceksin,ama cidden adam gibi bi sor kendine düşündün mü hiç ? Yoksa hep beni mi suçladın tüm insanlığı suçladığın gibi.. ?

Monotonluk.

   Bloğuma zaman bile ayıramıyorum ne berbat bi hayatım var şu sıralar ya.. Hiçbir zaman istediğim gibi yapamadım zaten bloğumu. Çok üzüyor bu beni... Neyse şimdi melankoliye bağlamanın anlamı yok hiç. Zaetn 40 yılda bir uğruyorum onu da iyi değerlendiriyim.Aslında hayat çok monoton gidiyor.Okul-dersane. Hayatımda renklilik katan tek şey ara sıra hakkımda yapılan dedikodular. Çok komik insanlar ya.. Hele bazılarının müsait bi yerleri o kadar havadaki,egoları o kadar tavan yapmış ki anlatamam.." Günaydın " diyeni kendilerine yazıyor sanıyorlar, hee bi de facebookta kardeşlerinde olanlarla sevgili oluyorlar. Şimdi de bu moda oldu hee... Kanka ayağı g*t ayağı derlerdi de inanmazdım. Öyleymiş vallaha. Millete çaktırmadan işi pişirmek.. Mantıklı aslında ... Saçmalamaya başladım yine ya.. Napıyım bu öss beni böyle bir insana dönüştürdü. Aslında bu kadar saçmalayan bir insan değildim ben. Bilirsiniz yazı yazmış olmak için yazı yazmışlığım yoktur. Ama bu sefer işin bokunu çıkarttım sanırım...  O zaman... Unutun bu söylediklerimi, bakın ne diyeceğim size ;
  puCCa ' yı bilirsiniz. Bizler gibi sıradan bir blog yazarıyken gittikçe artan izleyicisiyle gizli bir ünlü olarak girdi hayatlarımıza. " Küçük Aptalın Büyük Dünyası" adlı kitabı da gayet güzel. Arkadaş okurken tenefüslerde bende okudum biraz ba-yıl-dım ! (neden sende gidip almıyorsun diyeceksiniz biliyorum ama ; okuyom ben yaa, fakirim param yok hacı..). Yarın arkadaş getirecek bana kitabı, sanırım 1 günde bitiririm ben onu.. O kadar akıcı ki antamam. Birçoğunuzun okuduğunu tahmin ediyorum. Eğer okumayanınız varsa bir koşu kitap alıp okusun. Benden söylemesi...

Okuyun da bana yardım edin hangi evredeyim ben ?

---> Yıldız Tilbe
---> Demet Akalın
---> Orhan Gencebay
---> Serdar Ortaç
---> İlhan Şeşen

Yok yok bitirdim ben evreleri büyük ihtimalle. Bitirdim di mi ?
Bitirdim,Bitirdim.
Çok Şükür !

Ekim 01, 2010

3.yılın bitimiyle, sende bittin içimde...4. yılın kapıları kapandı sana ;)


                                01.10.2007 - 01.10.2010


     Birçok defa bitti desem de bitiremedim hiç bir zaman... Azalttıkça azalttım içimde sevgisini derken çoğalttıkça çoğaltmışım aslında.. Her defasında inanmasam da gerçekten bittiğine "bitti" dedim... "Unutmak" denilen şey "unuttum ben onu" demek değildi halbu ki...Bile bile kandırdığım zamanlardı kendimi. Kendi yarattığım hayal kahramanımı yüklediğim o bedenden vazgeçemedim bir türlü. Neden hayal kahramanımı o kadar insan varken "o"na yükledim, onu da bilmiyorum ya..
     Belki gözleri,belki gülüşü... Herkesten ayrı bir şey vardı beni ona esir eden. Aşka inanmazken "ilk aşkım" sıfatını verdiğim insan; sonrasında "ilk acımı","ilk gözyaşımı","ilk hayal kırıklığımı" yaşatan insan olarak da ilklik sıfatlarını topladı birer birer.. 2 yıl  8 ay bekledim onu.Sırf beni arkadaşı olarak görsün diye. Peki sonunda ne oldu? Evet arkadaşı olarak gördü ,sonra "hoş bir kız" olarak gördü,en sonunda da "sıradan biri olarak" gördü ve defolup gitti... Neden gittiğini anlamaya çalışırken madalyonun öteki yüzünü gördüm.. Meğerse benim "hayal kahramınımın" tam tersi kişilikteymiş aşkta. Normal de hala kötü bir insan olduğunu düşünmüyorum ama aşk da işe yaramazın tekiymiş... Canı yandı diye can acıtan bir caniymiş !
      Bir tek "aşk" olsun istemiştim,ama "aşk" dışında herşey oldu... Güvenmek istemiştim,inanmak istemiştim,artık ne güvenim kaldı ne de inancım... Belki çok arabesk olacak ama kalp denilen şey de kalmadı ben de doğru dürüst... Duygu yok ! Hissedemiyorum hiç bir şey. Bugün 3. yıl bitti 4. yıla giriyoruz,normalde bugün o kadar kötü olurdum ki ben.. Zehir ederdim bugünü kendime. Halbu ki bu sene... Adeta içimdeki her şeyi kusuyorum. En ufak bir sevgi kırıntısı bile bırakmıyorum içimde ona dair.Nefret bile edemiyorum. Nefret bile yaratamıyor artık bende. Bu sefer gerçekten "son" olduğunu biliyorum çünkü. Masal sandığım trajedi burada bitti artık benim için... İzleri hep kalacak olsa da,hatıraları silinmeyecek olsa da sevgisi de asla yeşermeyecek... Artık bir ölü dirilmeyecek içimde... Yeni bir aşk yeşerir mi bilmem ama önce şu kaybettiğin duygularımı bulmalıyım... Hoş'çakal'... ;)
Ve veda vakti...


" Asla sevmediğim birine seni seviyorum demedim ,
ya da asla birini severken karşılığını beklemedim...
Dostluğuma değer biçmedim , sevgime ise hiçbir zaman sınır çizmedim...
Sevdiysem sonuna kadar gittim,bitirdiysem öldürse de hasreti geriye dönmedim...
Bazen çok kırıldım , bazen belki de kırdım...
Ama hata insana mahsustur dedim..
Affettim , af diledim..
Kimileri birden fazla kırdılar kalbimi ama ben onları yinede affettim..
Onlar belki beni saflıkla yargıladılar.
Belki de içten içe sinsice güldüler...
Ama asıl unuttukları şuydu... Ben aldanmadım...
Aldanan her zaman kendileri oldular ama bunu anlayamadılar...
Bir insan kaybının ne olduğu bilemedikleri için...
Kaybetmek onlar için bir alışkanlık haline geldiği için..
Oysa ben hiç insan kaybetmedim...
Sadece zamanı geldiğinde vazgeçmeyi bildim o kadar..."

Can Yücel






BENCE SEN DE SIMDI HERKES GIBISIN 

Gözlerim gözünde aski seçmiyor
Onlardan kalbime sevda geçmiyor
Ben yordum ruhumu biraz da sen yor
Çünkü bence simdi herkes gibisin

Yolunu beklerken daha dün gece
Kaçiyorum bugün senden gizlice
Kalbime baktim da iyice
Anladim ki sen de herkes gibisin

Büsbütün unuttum seni eminim
Maziye karisti simdi yeminim
Kalbimde senin için yok bile kinim
Bence sen de simdi herkes gibisin..


NAZIM HIKMET 





Affedilen vazgeçilendir, o affedildi çünkü ondan vazgeçildi".. 
Küçük İskender



Eylül 29, 2010

Öyle Bir Geçer Zaman Ki...



"İnsanın içinde saklanan korkunç hayvanla o akşam ilk defa kendi ailemde tanıştım.Yuvalarından fırlamış gözleri,öfke içinde uzayan boyunları,şişen damarları ilk defa o zaman gördüm.Gırtlak parçalayan ürpertici haykırışları ilk defa o zaman işittim.Bu manzaralarla daha sonra da karşılaştım.Büyüdükçe insan alışıyor.Belki de büyümek diye bu alışmaya diyorlar.Ne zaman bağıran ağlayan haykıran öfkeli insan görsem bu hayvanla ilk defa karşılaştığım anki dehşeti,tedirginliği hatırlarım.Belki de.. Belki de bu yüzden bir yanım hep çocuk,hep suçlu kaldı.."



Yorumsuz yayınlıyorum... Çünkü bu sözlerin üzerine söylenecek birşey yok... Osman işte,çoğumuz onun bir parçasıyız... Bazılarımızda birebiri..

Ahh ölürüm sizee..


MusicPlaylistView Profile
Create a playlist at MixPod.com